Geçen gün, Perşembe’ydi sanırım, ben WoW oynarkene, “Kalk gidiyoruz” dedi annem. Markete, iğneye yada yemeğe gidiyoruz dese tamam belki.

“Nereye ya akşam akşam, oyun oynuyorum ben..”     *hhooarrghh* (esneme sesi)

“İzmit’e, bir gün sonra İzmir’e.”

Afalladım kaldım.. İtiraz ettim, ya nerden çıktı diye. N’apsam nafile. Zaten WoW’da 10 seviyeden fazla fark var arkadaşlarımla aramda, 5 gün boyunca daha da artacak.. n00b, loser, pwnt falan olcam.. :D

Annemler valizleri hazırlamış bile, artık dönüş yok. Yoksa annemin içindeki Rahşan Ecevit ortaya çıkar, gazabından kurtulamayız.. :D

Ve, İzmit’e doğru yola çıktık… >.< Yol sıkıcı işte, evden çıkmadığımız için dışarısı önce güzel geliyor. Sonra dağ, taş, ağaç falan hep böyle gidiyor. Akşam 9′da falan yola çıkmıştık, İzmit’te de yarım saat oturduk en fazla, gece yarısı oldu. Bi baktım herkes uyumuş, ben kaldım öyle yine.

Annem gelip dürtüyor, “Yatsanaaağ, sabah 5′te yola çıkıcağğz!!”. Yatacak yer var da sanki, koltuk dolu, yanına yastıklatı dizdim uzandım. Uyumadan önce saatin 3 olduğunu hatırlıyorum. Şekerleme oldu, 5′te de dikildim ayağa. Araba rahat geldi ama yer y0k ki arabada da! İzmit’den “Cancağız” dedem de geldi bizimle. Arka koltukta yayıldım da yattım, annemle kardeşime rahat vermedim. Sabah 9 falan olmuştu kaldırdılar, Balıkesir’e gelmişiz. Zaten Susurluk ayranı içmeden geçenin lastiklerini patlatıp, dövüyorlar.

Yasa diye bir yerde durduk, eskiden de giderdik, hatırladım hemen zaten. Valla cennete geldim sandım. İçeri bi girdim, garsonların hepsi kız yahu!! Tost ve ayran bitince, kestane renginde düz saçlı bir garson geldi tabakları aldı. Ben ona bakarken o da “Niye bakıyor lan!?!” der gibi baktı ve göz göze gelince gülmeme sebep oldu. Olsun, beni gülümseyen bi suratla hatırlaması daha iyi. :D

Sonra, kalktık ve tekrar yola koyulduk. İzmir’e anneannem için gidiyorduk. Ben yorgunluktan kafayı bulmuş bi şekilde şarkı dinlerken millet uyuyordu. Ben de sızmışım hemen, 12 – 13 gibi İzmir’deyiz. Milletle selamlaştık falan sonra annannemi görmeye yukarı çıktık. Anannem çok zayıftır genelde, o yüzden de lakabı “Şişko”dur. Yani çok çok zayıf olduğundan Şişko diyorlar. :D Bi çıktım yukarı, anannemin yanakları tombiş tombiş. :D Gülsem mi, ağlasam mı şimdi.. Anannemi tedavisi yüzünden şişko görmek canımı sıktı biraz. Böyle işte..

Aradan çok geçmeden ben sıkıldım. Laptop’ı götürdüm ama internet yok. Neredeyse oyun yok zaten laptopta. Neyse ki Caner dayım var orada, tam kafa dengimdir. Bütün gün gezdik, tozduk, dolaştık. Hava serinleyince dayımın arkadaşları geldi, dayım aldı biraları, çatıya çıktık keyif çattık. :D Gecelere kadar oturduk, konuştuk..

Dayımla bazen internet kafeye gittik. Bir gün kafede yaşadığım bir şeyi anlatacağım şimdi.
Caner dayım, arkadaşı ve ben kafeye gittik. Ben bir masaya oturdum, dayım içecek falan almaya gitti. O sırada kapıdan iki tane polis girdi. Dayımın arkadaşı tedirgin oldu kimliğim yok yanımda diye ama ben rahat rahat oturuyorum, polisleri izliyorum. Kafenin sahibi ile konuştu polisler, selamlaştılar sanki. Sonra yanıma geldiler. Yanımdaki masayı açtırıp oturdular. :D Ben kahkaha atacağım ama atamıyorum işte, öyle bi haldeyim. :D Sonra baktım facebook falan, geziyorlar. Dedim dur bi YouTube’u açayım, inat işte. Ayarları kurcaladım falan, olmadı. DNS’e baktım, zaten OpenDNS ama açılmıyor YouTube. Yasaklı sitelerde de yok. Sonra ayarların değiştiğini öğrendim, yeni ayarları falan aldım. Ama nafile. Açamadım YouTube’u. Dayım da gelmişti çoktan, polisler duysun diye ona “Açamadım YouTube’u yahu” dedim. Sonra biraz daha uğraştım. Parmağıyla omzuma dokundu polis. Sonra döndüm, içimden “ne diycek” diyorum. Polis aynen şunu dedi;

“YouTube’u mu açmaya çalışıyon? Yok öyle olmaz bak, katünnel yaz şuraya açılır..” :D

Ben şaşırdım, afalladım ve ağzımdan şu çıktı; “Bi de polis olcan..” :D Polis de “bizle alakası yok, telekom kapattı” dedi. Başladık gülüşmeye.. :D

Bundan sonra da pek bişi olmadı, yine hergün aynı şey. Gez, dolaş, kafe, gez dolaş, otur, iç, çatı keyfi, iç, ye, sabahla, sız, uyan, kahvaltı, gez dolaş… Ama zevkliydi, dayımla balkonda yatıyorduk biz, sabah 7 gibi de göbeklerimize güneş vuruyor, sıcaktan kan ter içinde kalıyor ve kalkıp arka balkona, gölgeye kaçıp yine uyuyorduk. Öğlen de güneş oraya gelince uyanıyorduk artık.. :D

İzmir’den de gitme vakti geldi. İzmir’e gelene kadar ne yaşadıysak yine sıralama olarak tersini yaşadık. :D Garson kızı tekrar gördüm, bu sefer tabaklarda yardım ettim. :D Tek yaptığım tabağı tepsiye koymaktı aslında. :D

İzmir sebebiyle de yazı yazamadım, şimdi de bu uzun yazıdan sıkılmazsınız umarım. :D 2 gündür evdeyim ve bu uzun yazıyı da dinlene dinlene 2 günde yazdım. :D Bu ay içinde de Assos’a gidebilme ihtimalim var. Yazısız kalıp küsmeyiniz, siz de gidip tatilin tadını çıkarınız efenim.. Bays.. ^^

bu yazı 729 kere okunmuş

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>