yegese, leyese, erman sizi yese

Dün dershanede yeni dönemdeki sınıfımızı belirlemek için bir sınav yapıldı. Sınavdan bir önceki gün herşeyden habersiz internet başındayken sınıf ve aynı zamanda dershane arkadaşlarımdan birini gördüm msn’de. Dershane beni aramamıştı daha, ne zaman başlayacak, nasıl olacak falan, hiç haberim yoktu. Arkadaşıma sordum, yarın dedi. Ben iki dakika “Hö? Oha!” olduktan sonra, yazmaya devam etti.

“Yarın sınav var hem de iki tane” , “9:30 ve 13:30′da” , “sınıfımız belirlenecek, dershane pazartesi başlıyor” …

Dershane arayıp haber verseydi elim ayağım dolaşmayacaktı birden. :D Kalemi silgiyi hazırladım hemen, fazla geç olmadan yatmaya çalıştım. :D Yatamadım tabi, erken geldi hala.. Sahurdan sonra yattım ama. Ertesi gün gittiğimde, sınava gireceğimiz sınıfların yazdığı listede ismimi bulamadım. Danışman öğretmenlere sordum, beni 10. sınıf diye kayıt etmişler meğer. :D Bu sınava da 11′ler giriyor sadece, o yüzden beni arayıp haber vermemişler. Continue reading

kim yaptı bunu bana huleyn!

Öff ya.. Yine bir fiyasko, yine bir hayal kırıklığı. Ne güzel DS alacaktım ama ya.. Yine 4-5 ay ertelendi gibi görünüyor. Hepsi şu karşılıksız çeklerin yüzünden, bıktım ya.. Yok yahu, aslında bunların sorumlusu alamadığımız paralar değil, çok verdiğimiz paralar. Ulan, ne biçim vergidir bizdeki, fiyat iki katı ya!! Cibiliyetsizler..

Neyse yav, ben dersime bakarım o zaman. Tek istediğim hemen üniversiteyi kazanıp, bitirip, askerliği yapıp, işime dalmak. Anca böyle kurtulurum belirsiz umutlardan, pahalılıktan.. :D

Durum böyle.. Ekonomik kriz midir artık sebebiii, yoksa birilerinin oğluma bir gemi daha alcam diye kıçlarını yırmalarından mıdııır, bilinmez. Allah bilir, sen nası bilcen efendim?

Neyse, o kadar da günahını almayalım bunu kim yapmışsa. Nasıl olsa doğru söylemiş;

“Teğet geçti, hamdolsun..”

Valla!..

okul planlaması

Okulların açılmasına 1 ay kaldı. Sabahçı olmam ve eski arkadaşlarımla birlikte gidip gelebilecek olmam bu seneyi daha farklı kılıyor. Daha da heyecanlanıyorum. :D YGS’ye bir adım daha yaklaştım, geleceğime de yaklaşıyorum. Dershane de 2 hafta içinde başlar umarım, geç kaldı sanki. Sıkıntıdan patlıyorum tatilde. Ramazan ayının gelmesi biraz neşe kattı tatile. :D

Gelecek sene için büyük umutlarım var. Umarım sevdiğim öğretmenlerimle birlikte bol notlu bir dönem geçiririm. :D Yeni üniversite sınav sisteminde okul notlarının pek önemi kalmadığı doğru, ama ne zamandır doğru dürüst belge almıyordum. Bu sefer hem YGS’ye hem de okula sıkı çalışacağım.

Bunlar olana kadar da bir aylık kalan tatili hep anime izleyerek ve oyun oynayarak geçireceğim sanırım. :D Bir ay boyunca da sahura kadar yatmayacağım. Sahur’u çok seviyorum yahu. :D Eylül’de PS3 oynayamadığımdan monitör alacağım demiştim ama galiba alsam da oynayamayacağım. Okul başlayacak işte. Sanırım başka birşey almak istiyorum, DSi gibi. :D Küçük, pratik, eğlenceli, zaman harcamıyor.. Tam öğrenci dostu konsolmuş.. :D Annemler zorluk çıkarıyor ama..

İşte böyle, hızlı tatil moduna gireceğim. Okul zamanı gelince de dersleri aksatmayacağım. ^^

Greatest Love of All, and the Greatest Pain

Kalbim alev alev yanıyor, hastalanmış, sesini duyamıyorum. Bana ne dediğini anlayamıyorum. “O gün” tüm hayallerimle birlikte kırdıktan sonra bana seslenmez, derdini paylaşmaz oldu.

Tatmadığı bir acı değil, bir seferlik değil. Ne zaman ölesiye çarpsa senin için, sonu aynı oluyor. Gittikçe umudunu yitiriyor. Kendine değer veren bir kalp bulamadığı her an kahroluyor.

Seni, sen bilmeden sevmek çok tatlıydı, sen aldırmadan güzelliğine bakakalmak.. Ama seninle kurduğum her hayalde, sanki bana ceza veriyormuşçasına sızlayıp duruyor. “Sevme” diyor bana; “korkuyorum…”.

Yetecek kadar gücüm olsa, bir gün sahili kapatır, kimseyi sokturmazdım. Sabaha kadar adını haykırıp denizlere, ağlardım..

Bu duyguları sana anlatmaya çalışırken Siuil a Run dinliyordum, sen de dinle ve bir düşün..

Tebrikler! İkimiz de yaşlandık!

16 ve 17.. Bu ardışık sayıları tek tek düşünün bir. 16, ergensiniz, küçüksünüz, enerjiksiniz. 17, gençsiniz, büyüksünüz, çalışmaktan yorgunsunuz (öngörüm bu). Böyle düşününce bu ardışık sayıların arasında bir uçurum varmış gibi oluyor. “Vay lan, baya 17 oldum şimdi lan..” dedim, ama saçma geldi açıkçası. Daha demin velettim lan, nasıl iş bu?

Bu konuya kendimce şöyle açıklık getirdim; bu yıldönümü falan fasa fiso.. Biyolojik yaşın tek önemi dünyada ne kadar süre yaşadığın sadece. Ama ruh, yada akıl yaşı diyelim, sizin ne kadar büyük ve olgun bir birey olduğunuzu gösteren temel şeydir. Hayatınızdaki tecrübeler, zorluklar, bunlarla başa çıkmanız, gülmeniz, ağlamanız, korkmanız, meraklarınız… Yaşı bunlar belirliyor bence. Bu kadar çok nedenden dolayı, insanların yaşı 100′den küçük olamaz. Yani, insanlar bin, onbin, hatta yüzbin yaşında olabilir. İçinizdeki siz, aslında sandığınızdan çok yaşlı. Bu durumda yaşı sayılara sığdırmak anlamsız kalır, sayılar somuttur, ama yaş asla. Bu soyut kavramı ölçmek kolaydır ama, birkaç kişiyle sohbet edin, derin mevzulara inin. Kendinizi aptal hissediyorsanız onlardan daha küçüksünüzdür. Bu ölçümden elde edebileceğimiz 3 sonuç olabilir, küçüksünüz, büyüksünüz, yada tam kafa dengisiniz.

Bu yazıdan sakın ola darılmayın, alınmayın. Tek anlatmak istediğim, yeni bir yaşa girmenin artık somut bir sevinç vermediği. İstediğiniz an yaşlanabilirsiniz. Bilmediğiniz birşey öğrenince, bir deneyim kazanınca yeni yaşınızı kutlayın. “Bir yaşıma daha girdim!” deyin.

Bugün benim doğum günüm, ve; “Bir yaşıma daha girdim!”. Gerçekleri kavradım çünkü. Size de bunları anlatmaya çalıştım. Anladıysanız; doğum gününüz kutlu olsun. Nice yaşlara efendim, yaşlanmaktan korkmayın! =)