vazgeç her şeyden! (aka. inek mode on)

Kendimi pc’den, internetten ve oyunlardan üniversiteyi kazanana dek uzaklaştırmam gerekiyor. Yoksa kendimi kaybedip çalışmayı unutuyorum. Artık haftada en az 1 soru bankası bitirmem gerekiyor. Her gün bütün bir konunun sorularını bitirmem lazım.

Çünkü çok yetersizim, denemelerde süremi kullanamama ve çok boş bırakma gibi problemlerim var. Gerçekten, ciddi bir şekilde çalışmazsam hayallerim suya düşecek. 1 sene daha boş boş gezmek istemiyorum. Sıradan bir Bilgisayar Mühendisliği istemiyorum, hayır. Artık kafasına esen Bilgisayar Mühendisi oluyor. Bir büyüsü kalmadı o işin. Benim istediğim başından beri “Yazılım” Mühendisliği idi. Devlet üniversitesi yok bu bölümden. Burslu kazanmam lazım, kaçarı yok. Yurtdışı da şart.

Dediğim gibi, bunların gerçekleşmesi için saydığım şeylerden tümüyle şu an, şu dakika vaz geçiyorum. Bunlara blog ve takip ettiğim, katıldığım tüm camia dahil. Oyungezer bile (dergiyi alacağım sadece). Yazmakta olduğum e-dergi ArrangePoint’ten de çıkıyorum. Bu hobilere sonra bol bol vaktimiz olur.

Evet millet, çok önemli bişi olmadıkça ve uzun tatiller hariç bloga yazmayacağım. Tabii ki tam bir veda yazısı değil bu. Yani bundan sonra yazılarım arasındaki zaman aralıkları artmaya başlayacak. Ayda veya iki ayda bir durum raporu gibi birşey yazabilirim hala hayatta olduğumu bilmeniz için. :P Twitter’ı ise haftada bir güncelleyebilirim.

Gerçi beni internette hiç görmezseniz de yaşarsınız siz. Ama ben üniversiteyi kazanamazsam gelecekte size kim güzel oyunlar yapacak? :P

^^

bir kış haftası eğer bir yolcu

Bugün, 15 günle yazı yazmadığım herhalde en uzun arayı yazmaya geldim. Genelde haftada bir yazdığımı düşünürseniz 8 gün beklettim sanırım. Gerçi kimse de niye birşey yazmıyorsun demedi, hah!

Geçen hafta sırf hastane haftasıydı sanki. 2 gün okula gittim sadece. İki üç tane yazılı kaldı gitmediğim günlerden. Rapor götürüp durdum.

Birde durup dururken öksürük tuttu. Burnum akmıyor, halsiz değilim ama günde 7834568 kere öksürüyorum. Grip desen değil. Ama feci bir öksürük, akciğer kalmadı parça pinçik oldu.

Hastaneden/Okuldan yorgun yorgun geldikten sonra da yemek yiyip yattım. Akşam yemeğine kadar uyudum. Sonrada akşam 10-11 gibi erkenden tekrar nakavt oluyorum. Bu yüzden de bloga yazacak vaktim yoktu. Yazılılara çalışmadım zaten hasta hasta.

Bunların üzerine ArrangePoint’in 5. sayısı için yazacağım yazıyı da unutmuştum. 25′ine kadar yazmam gerekiyor. 4. Sayının linkini de vermemiştim değil mi?
İşte adres: http://issuu.com/-oyunbozan-/docs/arrangepoint_04

Sonraki yazıya kadar kendinize iyi bakın, malum, ben yazana kadar…

he de yazayım!

Günlerimin yarısı yazılarımı düşünürken boş geçiyor gibi gelse de, zaten anca boş zamanlarda bunları düşünebildiğimi farkediyorum. Bunların yanında başka sorumluluklarım da var. Bir de online ve aylık bir projeye girdim. Bu proje ilk meyvesini verince duyuracağım buradan.

Bu bloga da pek eğlenceli şeyler yazamıyorum. Sıkıcı geldiğinin farkındayım. :D Biraz renkli resimli yazılar yazmak istiyorum ama biraz zaman alıyor tabi, üşeniyorum. :D Ben de uzun uzun, renksiz yazılar yerine, kısa tadımlık, “twetter’ımsı” şeyler yazayım diyorum. Bir de haftalık, eğlenceli köşeler açayım, ne dersiniz? Ne okumak istiyorsanız söyleyin, he deyin yazayım! Fikirleri bekliyoruum..!

bak şu gribin komplosuna!

Yarına bitmen gereken ve bir gün içinde bitirebileceğin bir ödevin olur, yağmur yağar ve kitap, defter, kağıt ne varsa çantada, ıslanır da yapamazsın.

Tam biriyle uzun bir aradan sonra dışarıda takılacaksın da ishal olur, çıkamazsın.

Ya da, benim gibi bir günde hem grip olursan hem de fuara gideceğin arkadaşının derhanesi çıkarsa, yapabileceğin ne kalır geriye? Tabi ki evde oturup, yatmak..! :D

Bu sene bize CeBit nasip olmadı. :| Önümüzdeki CeBit’lere bakacağız… Eğer fuar falan bulursanız haber edin. :D