çifte bayram

Bugün çok güzel bir gün millet. Çifte bayram ediyoruz, her şeyi iki kere kutluyoruz, iki kere seviniyoruz. Hem Zafer Bayramı hem de Ramazan Bayramı. :D

Pek inançlı biri olmadığımdan dini bayramlarda diğerlerinin bayram sevincine ortak oluyorum sadece, o da yetiyor. Milli bayramlara gelince de “Nerede o eski bayramlar?” diyorum. :P Her yerden bandolar geçerdi, herkes bayrak asardı falan, büyük törenler olurdu. Şimdilerde pek yapmıyorlar, yapılanlar da göstermelik oluyor. Nedense pek fazla katılan da yok. Bayram bahanesiyle gezmelere gidiliyor sadece.

Türkiye Dünya kupasını kazansa millet nasıl bayram edecekse öyle bir bayram olsun isterdim. Herkes hoplaya zıplaya sokakta delice kutlasın ama içinde futbol ya da onun gibi uyduruk bir bahane olmasın. Hmm, fazla coşku da iyi değil, millet kendini kaybedip havaya sıkıyor sonra birileri ölüyor durduk yere.

Neyse, kutlu olsun işte, holey…

yeni tema

Eski temayla 2 seneden fazladır yolculuk ettik. Acı tatlı günlerimiz geçti, yazılar yazdık, siz de okudunuz, yorum yazdınız. :D Ama bir değişiklik iyi olurdu artık. Eski temanın uzun süre kalmasının sebebi üniversite sınavına hazırlanmamdı. 1 yıl siteyle ilgilenemedim. Artık istediğim Yazılım Mühendisliği bölümünü kazandım, vaktim var. :D Hem daha sade, daha yazı odaklı, daha yazılımcı tipi bir tema istiyordum ki buldum. Bir, iki sene içinde kendi temamı da yapabilirim belki.

Daha yazı odaklı olmasının nedeni de daha sık, daha kısa, şip-şak yazılar yazarak bloga daha çok şey yazabilmek istemem. Ne biliyim, resimli süslü yazılar uğraştırıyor biraz, üşeniyorum. :D Resimli yazıları okumak sizin açınızdan daha az sıkıcıdır tabi ama yazılarımı daha da eğlenceli yazabilirim. Yoksa buraya resim sergisine gelmiyorsunuz zaten, yazılarım için geliyorsunuz. :D Arada resim koyarım yahu, bişi olmaz.

Temanın 6 renk şeması var ama şahsen içlerinden koyu gri-siyah ve beyaz şemaları sevdim. Koyu gri olan göz yormuyor ama beyaz daha bi yazılımcı havası estiriyor. :P Deneyin bakın, hangisi güzel sizce?

Kategorilere de bir ara el atsam iyi olacak, her yazıyı ayaküstü yazıyorum galiba. :D

üniversite yolcusu

Başardım millet! Kazandım! Hem de Bahçeşehir’i!! Hayallerime kavuşuyorum, çok mutluyum. :D Buranın geleceğini ummuyordum bile. Belki tutar diye yazmıştım. :D Çünkü sıralamamın 90 bin üzerindeydi. Nasıl oldu bir fikrim yok. Tıp yazsam tutarmış. :P Darısı bütün liselilerin ve kazanamamış mezunların başına.

Şaka bir yana Bahçeşehir’in gelmesine ihtimal vermiyordum. 2. sıraya yazdığım bana daha yakın olan İst. Aydın Üni. tutmayacak, taa Ayazağa’ya Beykent’e gideceğim diye kara kara düşünüyordum. Beykent sıramın çok çok çok altındaydı, garantiydi yani. Avcılar’dan gitmesi zor olurdu. Gerçi şimdi de taa Beşiktaş’a gideceğim ama Bahçeşehir olunca iş değişiyor. :D

Şimdi düşünme sırası babamda, kara kara düşünsün bakalım. Babama Allah’tan uzun ömür, sabır ve sağlık diliyor, daha kızın var sırada çok çalış babacığım diyorum. :D

tadillout: new baths

Evimizin banyoları tadilatta millet, bildiğin kırıp döküyoruz. Fayanslar, banyo takımı falan yenileniyor. Sabahın köründe kirli boyalı kıyafetleriyle ustalar geliyor. Ustaları aşşağılamak değil amacım, bir şeyi anlamaya çalışıyorum. Şimdi, adam sabahın köründe kalkıyor tadilata geliyor. Henüz işine hiç başlamamışken o kıyafetler nasıl kirleniyor? Belki de “zaten kirlenecek” diye yıkamıyordur. Sadece işte kirlenmesi için bir kaç kıyafet ayırmış da olabilir. Peki elini yüzünü de mi yıkamıyor hiç? Gelmeden önce onu da “zaten kirlenecek” diye kendi kirletmez herhalde? :D

Eğer sizin evde de 1 hafta kadar uzun bir süre tadilat falan yapıldıysa halimden anlarsınız. Yaşadıklarımı bir oyuna benzeterek anlatayım; Fallout: New Vegas. Wasteland’da ıssız çölün, tozun toprağın ve sıcağın ortasında, susuzluktan ölüyorum. Sonra oyundan çıkıp etrafıma bakıyorum, evi geziyorum. Üst kattaki banyonun fayans döşemesi falan bitti ama lavabo, duşakabin falan yok, sadece klozet. Bu klozet de şu an evdeki tek tuvalet. Sıkışınca hemen gidebilmek için de terlik arıyoruz.  Terlik olayı başa bela, evin içinden şurdan şuraya gidemiyoruz ağız tadıyla. Ayrıca, yukarıdaki banyoda kapı da yok, kırmışlardı. Gündüz evde ustalar varken rahat duramıyoruz. Elimizi de mutfak lavabosunda yıkıyoruz, o da tek lavabo şu an.

Odam Vault gibi, evin geri kalanına göre temiz, korunaklı ve ıvır zıvır dolu. Banyodaki bütün eşyalar, benim odamda. Ayna, deterjan, şampuan, diş macunu, fırçası, kremler, taraklar falan. Kapıyı açıp dışarı çıkıyorum, yerler bir karış toz. Karşı taraf banyo idi. Şimdi hurdalık gibi. Kırık tuğla ve fayanslar, kırık banyo küveti, lavabosu, klozeti. Üstüne 2 santim toz. Ev toz içinde olunca odamdan çıkasım gelmiyor, o yüzden ne olup bittiğini tam bilmiyorum. Her sabah vırr, zırr, bam, güm ile uyanıyorum zaten. Günün geri kalanında sesleri dinleyerek ne yaptıklarını çözmeye çalışıyorum.