Evimizin banyoları tadilatta millet, bildiğin kırıp döküyoruz. Fayanslar, banyo takımı falan yenileniyor. Sabahın köründe kirli boyalı kıyafetleriyle ustalar geliyor. Ustaları aşşağılamak değil amacım, bir şeyi anlamaya çalışıyorum. Şimdi, adam sabahın köründe kalkıyor tadilata geliyor. Henüz işine hiç başlamamışken o kıyafetler nasıl kirleniyor? Belki de “zaten kirlenecek” diye yıkamıyordur. Sadece işte kirlenmesi için bir kaç kıyafet ayırmış da olabilir. Peki elini yüzünü de mi yıkamıyor hiç? Gelmeden önce onu da “zaten kirlenecek” diye kendi kirletmez herhalde?
Eğer sizin evde de 1 hafta kadar uzun bir süre tadilat falan yapıldıysa halimden anlarsınız. Yaşadıklarımı bir oyuna benzeterek anlatayım; Fallout: New Vegas. Wasteland’da ıssız çölün, tozun toprağın ve sıcağın ortasında, susuzluktan ölüyorum. Sonra oyundan çıkıp etrafıma bakıyorum, evi geziyorum. Üst kattaki banyonun fayans döşemesi falan bitti ama lavabo, duşakabin falan yok, sadece klozet. Bu klozet de şu an evdeki tek tuvalet. Sıkışınca hemen gidebilmek için de terlik arıyoruz. Terlik olayı başa bela, evin içinden şurdan şuraya gidemiyoruz ağız tadıyla. Ayrıca, yukarıdaki banyoda kapı da yok, kırmışlardı. Gündüz evde ustalar varken rahat duramıyoruz. Elimizi de mutfak lavabosunda yıkıyoruz, o da tek lavabo şu an.
Odam Vault gibi, evin geri kalanına göre temiz, korunaklı ve ıvır zıvır dolu. Banyodaki bütün eşyalar, benim odamda. Ayna, deterjan, şampuan, diş macunu, fırçası, kremler, taraklar falan. Kapıyı açıp dışarı çıkıyorum, yerler bir karış toz. Karşı taraf banyo idi. Şimdi hurdalık gibi. Kırık tuğla ve fayanslar, kırık banyo küveti, lavabosu, klozeti. Üstüne 2 santim toz. Ev toz içinde olunca odamdan çıkasım gelmiyor, o yüzden ne olup bittiğini tam bilmiyorum. Her sabah vırr, zırr, bam, güm ile uyanıyorum zaten. Günün geri kalanında sesleri dinleyerek ne yaptıklarını çözmeye çalışıyorum.